Deli İmparator Caligula Hakkında Harbi Mi La? Diyeceğiniz Birbirinden Delice 11 Bilgi

Deli İmparator Caligula Hakkında Harbi Mi La? Diyeceğiniz Birbirinden Delice 11 Bilgi

Tam adıyla, Gaius Julius Caesar Augustus Germanicus Caligula, daha çok bilinen adıyla Caligula, M.S. 37-41 yılları arasında yaşamıştır. Antik Roma İmparatorluğu’nun 3. Hükümdarı olan İmparator, başa geçtiği ilk zamanlarda haksız yere hapis yatanları salıvermesi ve halkın üzerindeki ağır vergi yükünü kaldırmasıyla halk tarafından çok sevilmiştir. Tabi zalim yüzü sonradan ortaya çıktı. Dünya üzerinde hüküm sürmüş hükümdarların içinde belki de en delisi diyebileceğimiz, hatta delilik konusunda Rus Hükümdarı Deli Petro’yu bile solda sıfır bırakacak olan adam Caligula hakkında 11 delice bilgiyi sizler için derledik.

 

1. Caligula Kendini Çirkin Bulurdu Ve Bu Nedenle Aşağılık Kompleksi Vardı

Caligula esasen bir lakaptır ve “küçük botlar” anlamına gelir. Daha çocukken babası tarafından bir Roma askeri gibi giydirilip savaşlara götürüldüğü için birlikteki askerler tarafından kendisiyle dalga geçilmiş ve bu lakap takılmıştır. Taç takma töreninde Roma vatandaşları kendisiyle dalga geçmiş ve bir keçiye benzediğini söylemişlerdir.  Hal böyle olunca, yüce imparator(!) daha ilk günden kendisine olan güveni kaybetmiştir ve aşağılık kompleksine bürünmüştür.

2. Aşırı Derecede Paranoyak Bir Kişidir. Bu Nedenle Tüm Ailesini Katletmiştir

Caligula, tahta çıktığında tek varis değildir. Karşısında öz büyükbabası tarafından rakip olarak ileri sürülen bir varis daha vardır. Bu nedenle attığı her adımda, içinde öldürülme korkusu barındırmıştır. Sürekli olarak en yakınında bulunan adamlarının kendisini zehirleyebileceğinden korkan Caligula, bu paranoyaklığı yüzüden git gide akıl sağlığını kaybetmiştir. Deliliğinin sebebi ölüm korkusudur aslında. Ha bu arada Caligula, tahta çıkmadan önce en yakın adamına, o an tahtta bulunan kendi öz büyükbabasını gözleri önünde öldürtüp tahta çıkmıştır. Tahta çıktıktan hemen sonra da büyükbabasını gözleri önünde öldüren o en yakın adamını öldürtmüştür. “Adam tam bir pislik çıktı Rıza Baba!” dediğinizi duyar gibiyim. Ama bu daha ne ki…

3. Öldürmeye Doymayan Bir Yapısı Vardır

Paranoyak kişiliğinin yanına psikolojik rahatsızlığı da eklenince Caligula tam bir ölüm makinesi haline dönüşmüştür. Sanırım tarihin ilk “Bana mı baktın birader? Sen benim kim olduğumu biliyor musun lan? Sicilyalıyız biz, bize mi artistlik yapıyorsun?” cinayetinin sahibidir. İmparatorluğunun sakin geçen ilk birkaç ayı sonrasında, sakin geçen günlerin acısını çıkartmak için tabiri caizse “Şu Müslüman mı lan?” deyip aklına kesen herkesi öldürtmüştür.

4. İşkence Caligula İçin Doyulmaz Bir Zevkti

İnsanları kazığa oturtmak, ortadan ikiye bölmek, kafalarını havaya uçurmak ve tüm bunlar yapılırken izlemek onun için sıradan, rutin şeylerdi. Her ne kadar öldürmeye doymayan bir yapısı olsa da Caligula, işkence etmeyi öldürmekten daha çok seviyordu. İşkence gören insanları izlemekten ayrı bir zevk alan Caligula, bu işkenceleri halkın önünde yaptırarak hazzına haz katıyordu. Hatta bir keresinde halka açık bir meydanda ellerini ayaklarını bağlattırdığı birini demir zincirlerle 3 ay boyunca dövdürtmüştü. Cesetleri kokana kadar caddelerde, sokaklarda sergiletirdi.

5. İşkenceler Arasında Favorisi İnsan Vücudunun Kesilip Parçalanmasıydı

Delilerin delisi, İmparator Caligula, deliliklerine hız vermeden devam ediyordu. Caligula, işkence ettiği insanların vücutlarını özel tasarlattığı aletlerle parçalatırdı. Böylece işkence esnasında işkence ettiği kişinin hemen ölmesinin önüne geçilirdi. Kolları ve bacakları kesilen, omuriliği çıkarılan insanlar, bunu son ana kadar hissederdi. İşkence sırasında insanların bilincini kaybetmemesi için de geliştirdiği teknikler vardı. Aslında Caligula, imparatorluğunun yanında o meşhur Çin işkencelerinin de Avrupa şubesiydi desek yeridir.

6. Bir İmparator Düşünün. Kurbanlarının Testislerini Çiğneyen Bir İmparator… Fazla Uzaklaşmayın. İşte O İmparator, Caligula!

Özel tasarım aletleriyle yeterince acı çektiremediğini düşünen ve “Bu daha ölmez!” dediği kurbanlarını baş aşağı çevirir, testislerini çıkarttırır ve kendilerine sakız gibi çiğnettirirdi. İnsanları günlerce aç bırakılmış vahşi hayvanlara atmak da bir Caligula klasiğiydi. Bazen gösteriyi izleyenler arasından rastgele seçtiği bir insanı “Sen ne gülüyon lan?” diyerek aç hayvanların bulunduğu bölmeye atar, keyfine keyif katardı.

7. Bakireler İdam Edilemiyordu. Fakat bu Caligula İçin Bir Engel Teşkil Etmiyordu

Caligula yine bir gün sıradan işlerinden birini yaparken, yani bir ailenin tamamını idam ederken bir sorunla karşılaştı. Bu ailenin en küçük çocuğu 12 yaşında bir kız çocuğuydu. Bu kız çocuğu tüm ailesinin işkence edilerek öldürülmesini izlemişti, ancak Roma kanunlarına göre bu kız çocuğu idam edilemezdi çünkü bakireydi. Caligula, cellata önce kıza tecavüz etmesini ve ardından onu öldürmesini emretti. Ve cellat maalesef emri yerine getirdi.

8. Yaşayan Tanrı Olduğunu Düşünürdü

Bu kadar deliliğin vardığı son nokta kendisini tanrı ilan etmek oldu haliyle. Kendisine tanrı gibi davranılmasını emretti. Saray ile o zamanın en önemli tapınağı olan Jüpiter tapınağı arasına köprü yapılmasını istedi. Böylece diğer tanrılarla buluşup, görüşebilecekti. Roma tanrıları ve tanrıçaları gibi giyinip gezmeyi çok severdi, imparatorluktaki tüm tanrı heykellerinin yüzünün kendi yüzüyle değiştirilmesini emretmişliği dahi vardır bu arkadaşın.

9. Poseidon’a Savaş Açmışlığı Vardır

Bir insan deli olur da bu kadar mı arkadaş ya! Kendisini yaşayan bir tanrı olarak gören bu zeki(!) arkadaş, denizler tanrısı Poseidon’u kendisine bir tehdit unsuru olarak görmüş ve bizzat Poseidon’un kendisine savaş ilan etmiştir. Poseidon’a karşı özel bir savaş stratejisi geliştiren Caligula, askerlerine önce denize ok fırlattırmış, sonrasında da denize inerek askerlerine denizi kılıçlatmıştır. Bu kıyasıya süren savaşta iki taraf da kayıp vermemiş olmakla birlikte, bu savaşı kimin kazandığı bilinmemektedir.

10. Atını Senatoya Seçtirmek İstedi

Eee yuh artık! Arkadaşa bu kadar delilik, sapıklık, işkence yetmemiş olacak ki, kendisi atını rahip ve senatör yapmak istedi. Delilikte sınır tanımayan Caligula, bu konuda o kadar ciddiydi ki atına mermerden bir ahır yaptırıp içini en lüks mobilyalar ile döşetti. Hoş at hiçbir zaman bu altın varaklı koltuklara oturamadı ve senatör olamadı.

11. Halk Caligula’nın İçine Şeytan Girdiğini Düşünüyordu

Bu kadar kötülük, alçaklık, sapkınlık ve delilik sanırım bir tek böyle açıklanabilirdi. Hemen hemen herkes ondan nefret ediyordu. Yaptığı kötülüklerin, sapık davranışların tek izahı olabilirdi, o da içine şeytan girmiş olmasıydı. Yine bir gün en sevdiği etkinliklerden olan, vahşi hayvanlara insan atma etkinliğinin hemen ardından kendi muhafız birliğinden olan askerler tarafından defalarca bıçaklanarak öldürüldü. Cesedi köpeklerin yemesi için orada bırakıldı ve böylelikle tarihin görüp görebileceği en kötü, en sapık ve en deli hükümdarların belki de başında gelen Caligula, o tutkunu olduğu ölüm kavramıyla daha yakından buluştu.

Bumerang - Yazarkafe

Yazar Hakkında

1997 Ankara doğumlu. Yeteri kadar sempatik, içeri doğru kaslı (çünkü mütevazi, kaslarını herkese göstermek istemiyor), oldukça ehlî, bir o kadar da keyfî... Yakın zamandan beri Harbi Mi La ekibinin parçası, Angaralı mı Angaralı!

Yorum Yap